Anayasa Mahkemesi'nin Gülsün Giley kararında (2018/36546 B.N.) ele alınan mülkiyet hakkının 'yatay etkisi' kavramı ne anlama gelmektedir? Devletin, özel hukuk kişileri arasındaki bir mülkiyet uyuşmazlığında (örneğin, vekaletin kötüye kullanılması) ne tür 'pozitif yükümlülükleri' bulunmaktadır ve derece mahkemelerinin bu yükümlülükleri ihlal etmesi ne zaman Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru konusu olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109775

Mülkiyet hakkının 'yatay etkisi', bu hakkın sadece devletin (dikey etki) müdahalelerine karşı değil, aynı zamanda diğer özel hukuk kişilerinin müdahalelerine karşı da korunması gerektiğini ifade eder. Bu, devletin sadece mülkiyet hakkına müdahale etmekten kaçınma (negatif yükümlülük) değil, aynı zamanda hakkı üçüncü kişilerin ihlallerine karşı aktif olarak koruma (pozitif yükümlülük) görevini de içerir. Devletin özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklardaki pozitif yükümlülükleri iki yönlüdür: 1) Maddi Pozitif Yükümlülük: Devletin, mülkiyet hakkını koruyacak, öngörülebilir ve etkili bir yasal çerçeve (örneğin, Medeni Kanun, Borçlar Kanunu hükümleri) oluşturmasıdır. 2) Usuli Pozitif Yükümlülük: Oluşturulan bu yasal çerçevenin, yargısal makamlar tarafından adil ve özenli bir şekilde uygulanmasını sağlamaktır. Bu, mahkemelerin, tarafların davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki iddia ve delillerini ciddiyetle ele alması, yeterli ve ilgili bir gerekçe ile karar vermesi anlamına gelir. Gülsün Giley kararında olduğu gibi, derece mahkemesi, vekaletin kötüye kullanıldığına dair somut iddiaları (alıcı ile vekilin adreslerinin aynı olması, aralarındaki ilişki vb.) hiç değerlendirmeden, sadece alıcının iyiniyetli olduğu varsayımıyla davayı reddederse, devletin usuli pozitif yükümlülüğünü ihlal etmiş olur. Derece mahkemesinin kararında bariz bir takdir hatası veya keyfilik varsa, yani uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek temel argümanlar yanıtsız bırakılmışsa, bu durum Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru konusu olabilir. Kısacası, devletin yargı organları aracılığıyla mülkiyet hakkını özel kişilere karşı korumada bariz bir şekilde başarısız olması, pozitif yükümlülüğün ihlalidir.