5651 sayılı Kanun kapsamında idarenin (eski TİB, yeni BTK Başkanı veya Bakan) 'milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması' gibi gerekçelerle mahkeme kararı olmaksızın internet sitelerine erişimi engelleme yetkisi, Anayasa Mahkemesi tarafından 2014/149 E. sayılı kararla iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararında dayandığı temel anayasal ilkeler nelerdir? Özellikle 'hukuk devleti', 'ölçülülük' ve Anayasa m. 13 (Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması) açısından kararı değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109774

Anayasa Mahkemesi'nin 2014/149 E. sayılı kararında dayandığı temel anayasal ilkeler şunlardır: 1) Hukuk Devleti ve Kanunilik (Anayasa m. 2, m. 13): Anayasa m. 13, temel hak ve hürriyetlerin 'ancak kanunla' sınırlanabileceğini emreder. İptal edilen düzenlemedeki 'milli güvenlik', 'kamu düzeni' gibi ibareler, son derece soyut, geniş ve yoruma açık kavramlardır. Mahkeme, bu tür belirsiz ifadelere dayanılarak yürütme organına temel hakları (ifade, basın ve haberleşme hürriyeti) sınırlama yetkisi verilmesinin, kanunilik ve hukuki öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğunu tespit etmiştir. Kişiler, hangi davranışlarının bu kapsama gireceğini önceden bilemezler, bu da keyfi uygulamalara yol açar. 2) Ölçülülük (Anayasa m. 13): Yüksek Mahkeme, daha ağır yaptırımlara bağlanan katalog suçlarda (5651 s. Kanun m. 8) bile erişimin engellenmesi için daha sıkı bir yargı denetimi (savcı kararı ve 24 saat içinde hakim onayı) öngörülürken, daha soyut ve muğlak kavramlar için idareye doğrudan ve daha hızlı bir engelleme yetkisi tanınmasının orantısız olduğuna karar vermiştir. Korunan menfaat ile müdahalenin ağırlığı arasında adil bir denge kurulmamıştır. Erişimin engellenmesi gibi ağır bir tedbirin, daha hafif suçlar veya belirsiz durumlar için daha kolay uygulanabilmesi 'ölçülülük' ilkesini ihlal eder. 3) Etkili Başvuru Hakkı (Anayasa m. 40): İptal edilen hükümde, idarenin engelleme kararına karşı (hakim tarafından onaylandıktan sonra) kimlerin, nasıl ve hangi sürede itiraz edebileceğine dair bir düzenleme bulunmuyordu. Bu durum, hakları ihlal edilen kişilerin etkili bir başvuru yolundan mahrum bırakılması anlamına geldiği için Anayasa m. 40'a da aykırılık teşkil ediyordu.