CMK m. 270/2, tutukluluğa (CMK m. 101, 105) ilişkin itirazlarda Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüşün şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilmesini ve üç gün içinde görüş bildirme hakkı tanınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu hükmün 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri açısından önemini açıklayınız. Bu usule uyulmadan verilen bir itiraz ret kararının hukuki sonucu ne olmalıdır?
CMK m. 270/2 hükmü, adil yargılanma hakkının temel bileşenlerinden olan 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin somut bir yansımasıdır. Önemi şuradan kaynaklanmaktadır: 1) Silahların Eşitliği: Bu ilke, iddia ve savunma makamlarının usuli haklar bakımından eşit koşullara sahip olmasını gerektirir. Savcının, itirazı inceleyecek mercie sunduğu ve genellikle şüpheli/sanık aleyhine olan görüşü, kararı etkileyebilecek önemli bir beyandır. Bu görüşün savunma tarafından bilinmemesi ve buna karşı argüman geliştirme imkanının tanınmaması, savunmayı iddia makamı karşısında dezavantajlı bir konuma düşürür. CMK m. 270/2, bu görüşü savunmaya tebliğ ederek ve cevap hakkı tanıyarak taraflar arasındaki dengeyi kurmayı amaçlar. 2) Çelişmeli Yargılama: Bu ilke, tarafların yargılamanın her aşamasında dosyaya sunulan delil ve mütalaalardan haberdar olması ve bunlara karşı beyanda bulunabilmesini ifade eder. Savcılık mütalaası, davanın bir 'tarafının' görüşüdür. Yargılamanın diğer tarafı olan savunmanın, bu görüşe karşı kendi tezlerini sunma hakkı, yargılamanın çelişmeli (tarafların katılımıyla) yürütülmesinin bir gereğidir. Bu usule uyulmadan verilen bir itiraz ret kararı, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle adil yargılanma hakkını ihlal eder. Böyle bir karar, kanuna aykırıdır ve kanun yararına bozma gibi olağanüstü kanun yollarına konu olabilir. Ayrıca, bu ihlal Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak bireysel başvuruda hak ihlali kararı verilmesine neden olabilir.