Taşınırlar üzerindeki intifa hakkı ile tüketilebilen (misli) eşya üzerindeki intifa hakkı (gerçek olmayan intifa) arasında, mülkiyetin geçişi ve iade borcu açısından ne gibi temel bir fark bulunmaktadır? TMK m. 819'da düzenlenen 'değeri biçilerek teslim edilen' taşınırlardaki intifa hakkının hukuki sonuçlarını bu bağlamda değerlendiriniz.
Taşınırlar üzerindeki normal intifa hakkı ile tüketilebilen eşya üzerindeki intifa hakkı (gerçek olmayan intifa) arasındaki temel fark, mülkiyetin geçişi ve buna bağlı olarak iade borcunun niteliğindedir. 1) Normal İntifa Hakkı (Tüketilemeyen Taşınırlar): Bu durumda mülkiyet malikte kalır. İntifa hakkı sahibi, malı kullanır, ondan yararlanır ve intifa hakkı sona erdiğinde malın 'kendisini' (aynen) iade etmekle yükümlüdür. Malın olağan kullanımdan kaynaklanan yıpranmasından sorumlu değildir (TMK m. 800). 2) Gerçek Olmayan İntifa (Tüketilebilen Taşınırlar): Tüketilebilen bir maldan (örneğin, para, şarap) yararlanmak, onu harcamak veya tüketmekle mümkündür. Bu nedenle kanun, aksi kararlaştırılmadıkça, bu tür mallar üzerinde intifa hakkı kurulduğunda mülkiyetin intifa hakkı sahibine geçtiğini kabul eder. İntifa hakkı sona erdiğinde, intifa hakkı sahibi malın kendisini değil, o malın 'değerini' iade etmekle yükümlü olur (TMK m. 819/1). TMK m. 819/2'de düzenlenen 'değeri biçilerek teslim edilen taşınırlar' ise bu kuralın bir uzantısıdır. Burada eşya tüketilebilir olmasa bile (örneğin bir antika vazo), taraflar baştan değerini belirleyerek teslim etmişlerse, intifa hakkı sahibine o mal üzerinde serbestçe tasarruf etme (satma, yok etme) yetkisi tanınmış olur. Bu durumda da intifa hakkı sahibi, malın kendisini değil, belirlenen bu değeri iade borcu altına girer. Bu düzenleme, tarafların iradesine öncelik vererek normal intifayı, gerçek olmayan intifaya dönüştürmelerine imkan tanır.