TMK m. 794 vd. düzenlenen intifa hakkı, sahibine 'tam yararlanma yetkisi' verirken, malikin mülkiyeti 'çıplak mülkiyet' olarak kalmaktadır. İntifa hakkı sahibinin 'kullanma ve yararlanma' yetkileri ile malikin 'tasarruf' yetkisi arasındaki temel farkları, özellikle intifa konusu malın ekonomik özgülenme yönünü değiştirme (TMK m. 817) ve hukuki tasarruflar (satış, rehin) açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109765

İntifa hakkı sahibi ile çıplak mülkiyet sahibi (malik) arasındaki yetki ayrımının temeli, mülkiyet hakkının içeriğini oluşturan kullanma (usus), yararlanma (fructus) ve tasarruf etme (abusus) yetkilerinin bölünmesine dayanır. 1) Kullanma ve Yararlanma Yetkisi (İntifa Hakkı Sahibi): İntifa hakkı sahibi, hakkın konusunu bizzat kullanabilir, ondan ürün (doğal veya hukuki) elde edebilir. Örneğin bir tarlayı ekip biçebilir (doğal ürün) veya bir evi kiraya verip kira geliri elde edebilir (hukuki ürün). Ancak bu yetki sınırsız değildir. TMK m. 817 uyarınca, intifa hakkı sahibi, malın ekonomik özgülenme yönünü malike önemli zarar verecek şekilde değiştiremez. Örneğin, konut olarak kullanılan bir taşınmazı, malikin rızası olmadan bir fabrikaya dönüştüremez. 2) Tasarruf Yetkisi (Malik): Malik, malın hukuki kaderini belirleme yetkisini elinde tutar. Yani, intifa hakkı ile yüklü olan malı satabilir, bağışlayabilir veya üzerinde rehin gibi başka bir sınırlı ayni hak kurabilir. Ancak, malikin yaptığı bu tasarruflar, mevcut intifa hakkını etkilemez. Malı satın alan yeni malik, intifa hakkının sona ermesine kadar intifa hakkı sahibinin haklarına katlanmak zorundadır. İntifa hakkı sahibi ise, kural olarak mal üzerinde bu tür hukuki tasarruflarda bulunamaz; malı satamaz veya rehnedemez. Bu ayrım, intifa hakkının mülkiyetin özüne dokunmayan, sadece ondan yararlanmayı belirli bir süre için başkasına devreden sınırlı bir ayni hak olmasının doğal bir sonucudur.