CMK m. 223/9, 'Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez' hükmünü amirdir. Bu hükmün temel amacı nedir ve 'derhal beraat' kavramı nasıl yorumlanmalıdır? Yargılama devam ederken dava zamanaşımı dolsa bile, dosyadaki mevcut delillere göre sanığın beraat etmesi gerektiği anlaşılıyorsa, mahkeme zamanaşımından düşme kararı mı, yoksa beraat kararı mı vermelidir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/7-302 E. sayılı kararı bu konuda ne yönde bir içtihat ortaya koymuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109762

CMK m. 223/9'un temel amacı, sanığın 'aklanma hakkı'nı (right to be cleared) korumaktır. Durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararları, sanığın cezalandırılmamasını sağlasa da, suçsuzluğunu kesin olarak tescil etmez ve üzerinde bir 'leke' bırakabilir. Beraat ise, sanığın isnat edilen suçu işlemediğinin veya suçun unsurlarının oluşmadığının yargısal olarak tespitiyle tam bir aklanma sağlar. 'Derhal beraat' kavramı, duruşmanın ilk celsesi olarak değil, 'yargılamanın o anki aşaması itibarıyla, ek bir delil toplanmasına veya araştırma yapılmasına gerek kalmaksızın' beraat kararı verilebilecek durumlar olarak yorumlanmalıdır. Yargılama devam ederken dava zamanaşımı dolsa ve düşme kararı verilmesi için şartlar oluşsa bile, eğer mevcut dosya durumuna göre sanığın beraatine (örneğin, fiilin kanunda suç olarak tanımlanmaması, delil yetersizliği gibi nedenlerle) karar verilebiliyorsa, mahkeme sanık lehine olan beraat kararını tercih etmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/7-302 E. sayılı kararında da bu ilke açıkça vurgulanmıştır. Kararda, yargılama devam ederken yapılan kanun değişikliği ile sanıklara atılı eylemin suç olmaktan çıkarıldığı, bu durumda CMK m. 223/2-a uyarınca derhal beraat koşullarının oluştuğu ve bu halde artık zamanaşımından düşme kararı verilemeyeceği belirtilmiştir. Bu, beraat kararının diğer tüm kararlara üstünlüğü ilkesinin bir yansımasıdır.