TCK m. 79'da düzenlenen göçmen kaçakçılığı suçunun manevi unsuru 'doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla' hareket etmektir. Bu 'özel kast' unsurunun, insani gerekçelerle bir göçmene yardım etme eylemini suç olmaktan nasıl çıkardığını, maddi menfaatin fiilen elde edilmesinin suçun tamamlanması için neden şart olmadığını ve bu unsurun ispatına ilişkin zorlukları bir Yargıtay kararı ışığında (örneğin, Yargıtay 9. CD, 2014/4908 K.) tartışınız.
TCK m. 79'da belirtilen 'maddi menfaat elde etme maksadı', göçmen kaçakçılığı suçunun temel manevi unsurudur ve bu suçu basit bir insani yardımdan ayırır. Failin amacı, göçmenin durumundan faydalanarak bir kazanç sağlamak olmalıdır. Bu özel kast unsuru olmadığında, örneğin sırf acıma veya insaniyet duygularıyla bir göçmene barınacak yer sağlayan, yiyecek veren veya onu bir yerden bir yere taşıyan kişinin eylemi göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturmaz. Suçun tamamlanması için maddi menfaatin fiilen elde edilmesi şart değildir. Bu bir 'maksat' suçu olduğu için, failin bu amaçla hareket etmesi yeterlidir. Örneğin, para karşılığı anlaşılıp göçmenler sınıra götürülürken yakalanılması durumunda, fail henüz parayı almamış olsa bile suç tamamlanmış sayılır. Bu unsurun ispatı, suçun en zorlu yönlerinden biridir. Savcılık, failin maddi menfaat maksadıyla hareket ettiğini somut delillerle (tanık beyanları, para transferleri, seri ve organize hareketler, göçmenlerden alınan ifadeler vb.) ortaya koymalıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2014/4908 K. sayılı kararında olduğu gibi, sanığın yakın akrabalarını (kayınbiraderi) yurt dışına götürmeye çalışması durumunda, Yargıtay, 'maddi menfaat elde ettiğine veya bu maksatla atılı eylemi işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı' gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, özellikle ailevi veya yakın ilişki durumlarında, maddi menfaat kastının ayrıca ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini göstermektedir.