Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/1191 K. sayılı kararında, anlaşmalı boşanma protokolünde davacının müşterek çocuk için nafaka istememiş olması ve davalı babanın çocuğun eğitim masrafları için toplu bir ödeme yapmış olmasının, daha sonra iştirak nafakası talep edilmesine engel teşkil etmeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu kararın hukuki dayanakları nelerdir? İştirak nafakasından feragatin hukuki geçerliliği ve 'durumun değişmesi' (TMK m. 331) ilkesinin bu bağlamdaki işlevini açıklayınız.
Yargıtay HGK'nın bu kararının hukuki dayanakları şunlardır: 1) Kamu Düzeni: İştirak nafakası, çocuğun menfaatine ilişkin olup kamu düzenindendir. Anne veya babanın çocuk adına bu haktan feragat etmesi hukuken geçerli değildir. Taraflar kendi aralarındaki yoksulluk nafakası gibi haklardan feragat edebilirken, çocuğun üstün yararını ilgilendiren iştirak nafakasından feragat edemezler. 2) Durumun Değişmesi (TMK m. 331): Anlaşmalı boşanma anındaki koşullar zamanla değişebilir. Kararda vurgulandığı gibi, boşanma ile dava tarihi arasında 6 yıl geçmiş, çocuk 3 yaşından 9 yaşına gelmiştir. Bu süre içinde çocuğun ihtiyaçlarının (eğitim, sağlık, sosyal yaşam vb.) artması kaçınılmazdır. Bu durum, TMK m. 331'de belirtilen 'durumun değişmesi' halini oluşturur ve yeni koşullara göre nafaka talep etme hakkını doğurur. 3) Toplu Ödemenin Niteliği: Kararda, davalı babanın yaptığı toplu ödemenin, tarafların ortak hesabından geldiği ve bir tazminat niteliğinde olduğu, 'irat' şeklinde ödenmesi gereken iştirak nafakasının yerine geçmeyeceği belirtilmiştir. Bu ödeme, olsa olsa yeni belirlenecek nafaka miktarının takdirinde bir unsur olarak göz önüne alınabilir, ancak nafaka yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz. Sonuç olarak, iştirak nafakası çocuğun kişiliğine bağlı bir hak olduğundan, velinin feragati çocuğu bağlamaz ve değişen koşullar her zaman yeni bir dava ile nafaka talep etme imkanı tanır.