İştirak nafakasının miktarının belirlenmesinde TMK m. 330, 'çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri'nin dikkate alınacağını belirtir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/753 K. sayılı kararında, davalı babanın gelir durumu, davacı annenin katkısı ve çocuğun ihtiyaçları göz önüne alındığında hükmedilen nafaka miktarını neden 'yüksek' bularak bozmuştur? Bu karar, 'hakkaniyet ilkesi'nin (TMK m. 4) nafaka takdirindeki rolünü nasıl somutlaştırmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109754

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/753 K. sayılı kararında, mahkemenin takdir ettiği nafaka miktarını 'yüksek' bularak bozmasının temel nedenleri şunlardır: 1) Tarafların Mali Güçleri Arasındaki Denge: Kararda, davacı annenin anestezi uzmanı olduğu, aylık 3.000 TL geliri olduğu belirtilirken, davalı babanın asansör bakım-tamir işiyle uğraştığı ve aylık 1.000 TL geliri olduğu tespit edilmiştir. Davalı babanın ekonomik durumunda boşanma sonrası olağanüstü bir değişiklik olmadığı da vurgulanmıştır. 2) Hakkaniyet ve Orantılılık: TMK m. 4'te düzenlenen hakkaniyet ilkesi, nafaka takdirinde hakimin somut olayın özelliklerine göre adil bir denge kurmasını gerektirir. Yargıtay, davalı babanın sınırlı geliri (1.000 TL) karşısında, çocuğun eğitim giderleri (yıllık 15.906 TL) ve annenin de mali gücü dikkate alındığında, hükmedilen 400 TL'lik nafakanın babanın ödeme gücünü aşan, orantısız ve hakkaniyete aykırı bir yük getirdiği sonucuna varmıştır. Karar, nafakanın sadece çocuğun ihtiyacına göre değil, aynı zamanda yükümlünün 'mali gücü oranında' (TMK m. 182/2) belirlenmesi gerektiğini ve bu oranın tespitinde hakkaniyet ilkesinin merkezi bir rol oynadığını somutlaştırmaktadır. Nafaka, yükümlüyü yoksulluğa düşürecek veya hayat standartlarını katlanılamaz derecede düşürecek bir seviyede olmamalıdır.