TMK m. 328/1 uyarınca iştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/944 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, ergin çocuğun eğitimi devam ediyorsa, talep edilecek nafaka 'yardım nafakası' niteliğindedir. İştirak nafakasının artırılması davası ile yardım nafakası davası arasındaki temel usuli ve esasa ilişkin farklar nelerdir? Mahkemenin talebi 'yardım nafakası' olarak niteleyip hüküm fıkrasında bu nitelemeyi belirtmemesi neden bozma (veya somut olaydaki gibi düzeltilerek onama) sebebidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109753

İştirak nafakasının artırılması davası ile yardım nafakası davası arasındaki temel farklar şunlardır: 1) Hukuki Nitelik: İştirak nafakası, velayetten doğan bakım borcunun bir uzantısıdır (TMK m. 182/2). Yardım nafakası ise, altsoy ve üstsoy ile kardeşlerin birbirlerine karşı olan genel yardım yükümlülüğünden kaynaklanır (TMK m. 364). 2) Davacı: İştirak nafakasını velayet hakkına sahip eş veya vasi/kayyım talep edebilirken; yardım nafakasını, eğitimi devam eden reşit çocuk bizzat kendisi talep eder. 3) Dayanak: İştirak nafakasının artırılması, mevcut bir nafakanın koşulların değişmesiyle (TMK m. 331) yetersiz kalmasına dayanır. Yardım nafakası ise, erginlikle sona eren iştirak nafakasından sonra, eğitim hayatının devam etmesi gibi yeni bir olguya dayanan, sıfırdan talep edilen bir nafakadır. 4) İspat Yükü: Yardım nafakasında davacı (reşit çocuk), eğitime devam ettiğini, ihtiyaçlarını ve anne-babanın mali gücünü ispatlamakla yükümlüdür. Mahkemenin, talebi doğru niteleyip (yardım nafakası) hüküm fıkrasında bunu açıkça belirtmemesi, kararın niteliği, infazı ve gelecekteki olası uyarlama davaları açısından belirsizlik yaratır. Bu durum, HUMK 438/7 (şimdiki HMK) uyarınca yeniden yargılamayı gerektirmeyen bir hata olarak görülmüş ve Yargıtay tarafından 'düzeltilerek onanmıştır'. Ancak temelde bu, hükmün açık ve infazda şüpheye yer vermeyecek şekilde kurulması ilkesine aykırılık teşkil eder.