Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/3842 E. sayılı kararında, iştirak nafakasına ilişkin temyiz istemi kesinlik sınırı nedeniyle reddedilirken, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine yönelik temyiz itirazları esastan incelenmiştir. Bir kararın kısmen kesin, kısmen temyize kabil olmasının hukuki dayanağını ve bu durumda Yargıtay'ın HMK m. 352'yi nasıl uyguladığını açıklayınız.
Bir mahkeme kararının farklı talepler veya konular içermesi durumunda, her bir talep veya konu kendi niteliğine göre kanun yolu açısından ayrı ayrı değerlendirilebilir. Bu duruma 'kısmi kesinlik' denir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/3842 E. sayılı kararında, iştirak nafakası talebi parasal bir değer ifade ettiği için, karar tarihi itibarıyla geçerli olan HMK'daki temyiz kesinlik sınırına tabidir. Reddedilen yıllık nafaka miktarı bu sınırı aşmadığından, kararın bu kısmı kesindir. Kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebi ise para ile ölçülemeyen, şahıs varlığına ilişkin bir konudur ve kural olarak temyize kabildir. Bu nedenle Yargıtay, kararın nafaka bölümüne yönelik temyiz istemini, HMK m. 366 yollamasıyla HMK m. 352/1-b (Kararın kesin olması) uyarınca ön incelemede reddetmiş; kişisel ilişkiye yönelik temyiz itirazlarını ise esastan inceleyerek onama kararı vermiştir. Bu uygulama, her bir hukuki talebin kendi usuli rejimine tabi olması ilkesinin bir sonucudur ve Yargıtay'ın kanun yolu incelemesinde talepleri bağımsız olarak ele aldığını göstermektedir.