HMK m. 352/1-b uyarınca, kararın kesin olması durumunda Bölge Adliye Mahkemesi ön inceleme aşamasında dosyayı reddeder. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2018/12889 E. sayılı kararında, İİK m. 364/1-2 ve HMK m. 366 hükümleri çerçevesinde temyiz başvuru talebinin reddine karar verilmiştir. Bu kararda atıf yapılan HMK m. 352'nin temyiz aşamasında kıyasen uygulanmasının hukuki mantığını ve 'kesinlik' kavramının kanun yollarındaki rolünü izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109751

HMK m. 366, temyizde kıyasen uygulanacak HMK hükümlerini düzenler. HMK m. 352, istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesi'nin yapacağı ön incelemeyi düzenlese de, kanun yolu denetiminin temel prensiplerini içerir. Yargıtay, HMK m. 366'nın yaptığı gönderme uyarınca, HMK m. 352'deki ilkeleri temyiz ön incelemesinde de kıyasen uygular. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin kararında, uyuşmazlık konusu değerin İİK m. 364'te belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı tespit edilmiştir. Bu durum, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 'kesin' olduğu anlamına gelir. Tıpkı istinafta kesin bir ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan başvurunun HMK m. 352/1-b uyarınca reddedilmesi gibi, temyizde de kesin bir Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı yapılan başvuru, aynı mantıkla ve HMK m. 366'nın atfıyla reddedilir. Kesinlik, bir karara karşı üst kanun yoluna başvurulamayacağını ifade eden ve usul ekonomisi ilkesine hizmet eden bir kavramdır. Kanun koyucu, belirli bir değerin veya niteliğin altındaki uyuşmazlıkların daha fazla uzamasını engellemek amacıyla kesinlik sınırları belirlemiştir. Bu sınırlar, yargı mercilerinin iş yükünü yönetmek ve hukuki güvenliği sağlamak açısından kritik öneme sahiptir.