HMK m. 352/1-d, başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi halinde ön inceleme aşamasında gerekli kararın verileceğini düzenlemektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/1003 E. sayılı kararı, süresinde verilen süre tutum dilekçesinden sonra gerekçeli istinaf dilekçesinin süresi geçtikten sonra sunulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nin 'usulden ret' kararı vermesini neden hukuka aykırı bulmuştur? Bu durumu HMK m. 355 ile olan ilişkisi bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #109750

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2017/1003 E. sayılı kararında, süresinde bir süre tutum dilekçesi ile istinaf yoluna başvurulduktan sonra gerekçeli nedenlerin geç sunulmasının, başvurunun 'hiç gerekçe gösterilmeden' yapıldığı anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Mahkeme, HMK m. 342 uyarınca temel başvuru şartları yerine getirildiyse (başvuranın kimliği, imzası, başvurulan karar vb.), başvurunun reddedilemeyeceğini ve HMK m. 355 çerçevesinde inceleme yapılması gerektiğini vurgulamıştır. HMK m. 355, istinaf incelemesinin dilekçedeki sebeplerle sınırlı olduğunu, ancak Bölge Adliye Mahkemesi'nin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re'sen gözeteceğini hükme bağlar. Dolayısıyla, gerekçeli dilekçe geç sunulsa dahi, mahkemenin en azından kamu düzeni yönünden bir inceleme yapma yükümlülüğü vardır. Bu nedenle, doğrudan 'usulden ret' kararı verilmesi, HMK m. 355'in amir hükmünü göz ardı etmek anlamına geleceği için hukuka aykırıdır. Mahkemenin yapması gereken, kamu düzenine aykırılık olup olmadığını incelemek ve eğer yoksa istinaf sebepleri bildirilmediği için davayı esastan reddetmektir.