Menfi tespit davasında, davacı borçlunun miras bırakanının düzenlediği muvazaalı bir borç senedine dayanan alacaklıya karşı açtığı davada, davacı mirasçı 'üçüncü kişi' mi yoksa 'halef' sıfatıyla mı kabul edilir ve bu sıfatın ispat vasıtaları açısından sonucu nedir?
Bu durumda davacı mirasçı, 'üçüncü kişi' sıfatıyla kabul edilir. Kural olarak mirasçılar, miras bırakanın hukuki işlemlerinde halef sıfatıyla taraf sayılırlar ve onun sahip olduğu ispat imkanlarını kullanabilirler. Ancak, miras bırakanın kendi mirasçılarının miras hakkını azaltmak veya ortadan kaldırmak amacıyla muvazaalı bir borç senedi düzenlemesi halinde, mirasçıların hukuki menfaatleri ile miras bırakanın menfaatleri çatışır. Bu nedenle Yargıtay içtihatlarında (HGK 21.04.1978, 1976/13-3608 E.) ve metinde belirtildiği üzere, mirasçılar bu tür davalarda üçüncü kişi sayılırlar. Bunun en önemli sonucu, mirasçıların muvazaa iddialarını HMK m. 203 uyarınca tanık dahil her türlü delille ispatlayabilmeleridir. (barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/menfi-tespit-davasi-ve-istirdat-davasi-nedir-iik-72.html)