Bir kamu görevlisinin, görev sırasında, kendisine teslim edilen resmi aracı alkollü kullanarak bir trafik kazasına sebebiyet vermesi ve bir vatandaşı yaralaması durumunda, bu eylem 'hizmet kusuru' mu yoksa 'kişisel kusur' mu sayılır? Mağdur, tazminat davasını kime karşı açmalıdır?
Bu eylem, hizmetten ayrılabilen ağır bir 'kişisel kusur' sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1394 E., 2019/494 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, Anayasa'nın 129/5. maddesi ve 657 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca kamu görevlilerinin 'yetkilerini kullanırken' işledikleri kusurlardan doğan davaların idare aleyhine açılması kuralı, 'hizmet kusuru' ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin tamamen kendi iradesiyle, kanunların açık hükümlerine aykırı olarak ve suç teşkil eden (örneğin alkollü araç kullanma) bir eylemle verdiği zararlarda, eylem ile kamu görevi arasındaki işlevsel bağ kesilmiş sayılır. Bu durumda, görevden kolayca ayrılabilen bu eylem kişisel kusur teşkil ettiğinden, mağdur tazminat davasını doğrudan kamu görevlisinin kendisine karşı adli yargıda açabilir. Kararda, davalı polis memuruna husumet yöneltilmesi doğru bulunmuştur. (www.zulkufarslan.av.tr/kamu-gorevlisinin-hizmet-kusuru/)