HMK m. 170/3'te, 'Ergin olmayan veya kısıtlı kimselere bizzat dava hakkı tanınan hâllerde, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz' denilmektedir. Bu hüküm ne anlama gelmektedir ve hangi tür davalar bu istisna kapsamına girebilir?
Bu hüküm, kuralın bir istisnasını düzenlemektedir. Kural (HMK m. 170/2), ergin olmayan veya kısıtlı kişi adına yapılmış bir işlemle ilgili davada, kanuni temsilcinin (veli/vasi) isticvap edilmesidir. Ancak, bazı durumlarda kanun, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili olarak, ehliyetsiz kişilere bizzat dava açma veya bazı hukuki işlemleri yapma hakkı tanımıştır. İşte bu istisnai hallerde, davayı bizzat açabilen ergin olmayan veya kısıtlı kişinin kendisi, kanuni temsilcisi yerine, doğrudan isticvap edilebilir. Bu tür davalara örnek olarak, ayırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlının açabileceği babalık davası, evlenmenin butlanı davası veya kişiliğe saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat davası gibi şahısvarlığı haklarına ilişkin davalar gösterilebilir. Bu durumlarda, davanın temelindeki vakıalar doğrudan kişinin kendi algı ve beyanlarına dayandığı için, kanun koyucu kanuni temsilci yerine bizzat kendisinin dinlenmesini daha uygun görmüştür (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-170...).