Mirasın reddi kararının takibin kesinleşmesinden önce veya sonra alınmasının, mirasçının başvuracağı hukuki yolun niteliğini (borca itiraz veya şikayet) değiştirmesinin temel mantığı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108908

Bu ayrımın temel mantığı, 'itiraz' ve 'şikayet' kurumlarının hukuki nitelikleri ve ileri sürülebilecekleri zaman dilimleriyle ilgilidir. 1) Takip Kesinleşmeden Önce (Borca İtiraz): İcra takibi henüz kesinleşmemişken, borçlunun borcun esasına ilişkin her türlü savunması 'borca itiraz' niteliğindedir. Mirasın reddi, borcun doğumunu mirasçı açısından engelleyen maddi hukuka ilişkin bir olgudur. Bu nedenle, takip kesinleşmeden önce alınan bir mirasın reddi kararı, 'ben bu borçtan sorumlu değilim' anlamına gelen bir borca itirazdır ve yasal süresi içinde (İİK m. 62) ileri sürülmelidir. 2) Takip Kesinleşmesinden Sonra (Şikayet): Takip kesinleştikten sonra artık borca itiraz süresi geçtiği için, borcun esasına ilişkin bir iddia kural olarak dinlenmez. Ancak, takibin kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan ve borçlunun hukuki durumunu temelden değiştiren yeni bir olgu varsa (örneğin mirasın reddi kararının bu aşamada alınması), bu durum takibin devamını hukuka aykırı hale getirir. Bu, takibin esasına değil, takibin yürütülmesindeki bir 'usulsüzlüğe' ilişkindir. Bu nedenle, borçlu bu yeni duruma dayanarak İcra Mahkemesi'ne 'şikayet' yoluyla başvurur ve takibin kendisi yönünden iptalini talep eder. Yani, olayın zamanlaması, başvurunun hukuki niteliğini belirlemektedir (sen.av.tr/tr/makale/mirasi-reddeden-mirascilarin...).