AİHM içtihatlarına göre, yargılamaya konu olan bir ifadenin 'olgu isnadı' mı yoksa 'değer yargısı' mı olduğunun tespiti neden önemlidir? Bu iki ifade türünün ispatı ve korunması açısından AİHM'in yaklaşımını karşılaştırınız.
Bu ayrım önemlidir, çünkü iki ifade türünün korunma rejimi ve ispat külfeti farklıdır. 1) Olgu İsnadı (Factual Allegation): Kanıtlanabilir nitelikte somut bir iddiadır (örneğin 'X kişisi rüşvet aldı'). AİHM, olgu isnadı içeren ifadeler için, ifade sahibinin en azından ilk bakışta güvenilir görünen deliller sunmasını ve iddialarının gerçekliğini ispatlaması için kendisine olanak tanınmasını bekler. İspatlanamayan asılsız olgu isnatları, ifade özgürlüğü korumasından daha az yararlanır. 2) Değer Yargısı (Value Judgment): Bir olay veya durum hakkında kişisel bir değerlendirme, görüş veya yorumdur (örneğin 'X politikacısı yetersizdir'). Değer yargılarının doğruluğunun kanıtlanması istenemez, zira bu durumun kendisi ifade özgürlüğüne bir müdahale teşkil eder. Ancak AİHM, değer yargılarının dahi keyfi olmaması gerektiğini, belli düzeyde 'yeterli bir olgusal temel' (sufficient factual basis) içermesi gerektiğini kabul eder. Hiçbir veriye dayanmayan, tamamen soyut ve hakaret niteliğindeki değer yargıları korunmaz. AİHM, özellikle kamu yararı olan konularda 'değer yargısı' kavramını geniş yorumlayarak ifade özgürlüğünü daha güçlü koruma eğilimindedir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/suc-ve-dusunceyi-ifade-ozgurlugu.html).