HMK'nın 171. maddesine göre, usulüne uygun bir isticvap davetiyesine rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya gelmeyen tarafın, isticvap konusu vakıaları 'ikrar etmiş sayılacağı' belirtilmiştir. Bu 'ikrar'ın hukuki niteliği ve delil değeri nedir? Bu durum, mahkemeyi bağlayıcı bir kesin delil midir?
HMK m. 171 uyarınca isticvaba gelmemenin sonucu olan 'ikrar etmiş sayılma', bir kanuni karinedir. Bu, tarafın açık bir beyanı olmamasına rağmen, kanunun belirli bir davranışa (duruşmaya gelmeme) ikrar etmiş gibi bir sonuç bağlamasıdır. Bu ikrarın delil değeri, 'kesin delil' niteliğindedir. Hâkimin, ikrar edilen vakıayı (eğer isticvap usulüne uygun yapılmışsa) doğru kabul etmesi ve hükmüne esas alması gerekir. Bu yönüyle, mahkemeyi bağlayıcı bir nitelik taşır. Ancak, bu sonuç sadece 'çekişmeli vakıalar' için geçerlidir. Kamu düzenini ilgilendiren veya hâkimin re'sen araştırması gereken konularda (örneğin, evliliğin butlanı, soybağı davaları) tarafın ikrarı hâkimi bağlamaz. Metindeki Hukuk Genel Kurulu kararında da, davalının usulüne uygun isticvap davetiyesine icabet etmemesi üzerine, davetiyeye ekli belgeler altındaki imzayı ve belge içeriklerini ikrar etmiş sayılacağı kabul edilerek, bu durumun davanın esası hakkında karar verilmesinde kesin bir delil olarak kullanıldığı görülmektedir (Yargıtay HGK - Karar: 2018/669) (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-170...).