Bir davada, bilirkişinin daha önce başka dosyalarda davalılardan biri aleyhine davacı vekili olarak görev yapmış olması, Yargıtay tarafından nasıl değerlendirilmektedir? Bu durumun 'bilirkişinin görevini yapmaktan yasaklı olması' (HMK m. 272/2) kapsamında mı, yoksa 'bilirkişinin reddi' (HMK m. 272/3) kapsamında mı ele alındığını Yargıtay kararı ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108784

Yargıtay, bu durumu 'bilirkişinin tarafsızlığından şüpheyi gerektirecek önemli bir sebep' olarak görmekte ve bunu HMK m. 272/3 kapsamında bir 'ret sebebi' olarak değerlendirmektedir. Metindeki Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararlarında, bilirkişinin başka dosyalarda davalıya karşı davacı vekili olarak yer alması, 'bilirkişinin tarafsızlığı ilkesi ile çelişen bir olgu' olarak nitelendirilmiş ve bu nedenle kararlar bozulmuştur. Bu durum, HMK m. 34'te sayılan mutlak 'yasaklılık' hallerinden biri değildir (örneğin, davanın tarafı olmak, tarafın eşi olmak gibi). Daha ziyade, HMK m. 36'da düzenlenen ve hâkimin tarafsızlığından şüphe duyulmasını gerektiren genel bir ret sebebidir. Yargıtay, bu durumun yargılamanın her türlü şüpheden uzak olması ve kararların tarafsızlığına gölge düşürmemesi gerektiği ilkesi uyarınca, yeni ve tarafsız bir bilirkişiden rapor alınmasını zorunlu görmektedir. Bu, ret sebepleri kapsamında ele alınan bir durumdur (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-272...).