Bir menfi tespit davasında, takibe konu borcun zamanaşımına uğradığı iddiası, davanın her aşamasında ileri sürülebilir mi? Ödeme emrine itiraz ederken bu definin ileri sürülmemiş olmasının, sonradan açılacak menfi tespit davasına etkisi nedir?
Zamanaşımı def'i, davanın her aşamasında ileri sürülebilen bir iddia değildir. Borçlar hukukunda bir def'i olan zamanaşımı, alacaklının dava veya takip yoluyla alacağını istemesi üzerine borçlu tarafından ileri sürülmelidir. Metinde yer alan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/7930 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, kendisine karşı başlatılan icra takibinde ödeme emrine itiraz süresi içinde 'zamanaşımı def'ini' ileri sürmeyen borçlu, bu hakkından zımnen feragat etmiş sayılır. Dolayısıyla, takip sırasında bu def'iyi kullanmayan borçlu, sonradan aynı nedene (zamanaşımına) dayanarak menfi tespit davası açamaz. Ancak, eğer icra takibi halen derdest ise (devam ediyorsa), menfi tespit davasının genel olarak açılması önünde bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmadığı Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir (Yargıtay 13HD-K.2018/5490). Önemli olan, zamanaşımı def'inin takip içinde ileri sürülüp sürülmediğidir (barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/menfi-tespit-davasi-ve-istirdat-davasi-nedir-iik-72.html).