Bir avukatın, adli yargıda açtığı davanın görevsizlikle sonuçlanmasının ardından, kanunda öngörülen sürede idari yargıda dava açmaması ve davanın bu nedenle süre aşımından reddedilmesi, avukatın hukuki sorumluluğunu doğurur mu? Bu sorumluluğun hukuki dayanağı nedir ve doğan zararın kapsamı nasıl belirlenir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108722

Evet, bu durum avukatın hukuki sorumluluğunu doğurur. Avukat ile müvekkil arasındaki ilişki, bir vekâlet sözleşmesidir (mülga BK m. 386 vd., TBK m. 502 vd.). Avukat, Avukatlık Kanunu m. 34 ve vekâlet sözleşmesi gereği, üstlendiği işi özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmekle yükümlüdür. Görevsizlik kararı sonrası yasal sürede yetkili ve görevli mahkemede dava açmak, bu özen borcunun bir gereğidir. Bu süreye uymayarak davanın usulden reddine neden olmak, açık bir vekâlet görevini ihmal ve kusurdur. Metindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği gibi, avukatın bu kusurlu eylemi ile müvekkilin uğradığı zarar arasında illiyet bağı mevcuttur. Sorumluluğun hukuki dayanağı, sözleşmeye aykırılıktır (BK m. 98, TBK m. 114). Zararın kapsamı belirlenirken, 'şayet vekâlet görevi gereği gibi ifa edilseydi davanın hangi netice ile sonuçlanacağı' değerlendirilir. Yani, süresinde açılsaydı idari yargıdaki davanın kazanılma ihtimali, emsal kararlar ve dosyadaki delillere göre belirlenir ve müvekkilin bu dava ile elde edebileceği maddi ve manevi tazminat miktarı, avukatın sorumlu olacağı zararı oluşturur (www.zulkufarslan.av.tr/avukatin-kusuru-ve-tazminat-sorumlulugu/).