HMK m. 272/4 uyarınca, bilirkişinin reddi talebinin kabulü veya reddi kararlarına karşı kanun yolu başvuru imkanları arasındaki fark nedir? Bu farklı düzenlemenin amacı ne olabilir?
HMK m. 272/4'e göre, bu iki karar türü arasında kanun yolu açısından önemli bir fark vardır: 1) Kabul Kararları: Mahkemenin, bilirkişinin reddi talebini kabul etmesine yönelik kararları 'kesin'dir. Bu karara karşı tarafların herhangi bir kanun yoluna (itiraz, istinaf, temyiz) başvurma hakkı yoktur. Mahkeme yeni bir bilirkişi atayarak yargılamaya devam eder. 2) Redde İlişkin Kararlar: Mahkemenin, bilirkişinin reddi talebini reddetmesine yönelik kararları ise kesin değildir. Ancak bu karara karşı derhal bir kanun yoluna başvurulamaz. Taraflar, bu ret kararına karşı ancak esas hakkındaki nihai kararla (hükümle) birlikte kanun yoluna başvurabilirler. Bu farklı düzenlemenin amacı, yargılamanın akışını korumak ve sürüncemede kalmasını önlemektir. Ret talebinin kabulü yargılamayı esaslı etkilemezken (sadece yeni bilirkişi atanır), her ret talebinin reddi kararına karşı anında kanun yolu açılması, yargılamayı sürekli olarak durdurma ve geciktirme potansiyeli taşırdı. Kanun koyucu bu nedenle ret kararına itirazı, nihai kararla birlikte yapılması esasına bağlamıştır (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-272...).