Menfi tespit davasında, borçlunun talebi üzerine alacağın %20'sinden az olmamak üzere bir 'kötüniyet tazminatına' hükmedilebilmesi için İİK m. 72/5'te aranan şartlar nelerdir? Takibin sadece 'haksız' olması bu tazminata hükmetmek için yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108675

Menfi tespit davasında borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için İİK m. 72/5 uyarınca şu kümülatif şartların gerçekleşmesi gerekir: 1) Borçlunun bu yönde bir talebinin olması (mahkeme re'sen karar veremez). 2) Borçluya karşı bir icra takibi yapılmış olması (takip olmadan açılan menfi tespit davasında bu tazminat istenemez). 3) Davanın borçlu lehine sonuçlanmış olması. 4) Takibin 'haksız' ve 'kötü niyetli' olması. Metinde ve Yargıtay HGK kararında da vurgulandığı üzere, takibin sadece 'haksız' olması (yani alacağın mevcut olmaması) tek başına yeterli değildir. Kanun, ayrıca alacaklının 'kötü niyetli' olmasını da aramaktadır. Kötü niyet, alacaklının alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olmasına rağmen, sırf borçluyu zarara uğratmak veya taciz etmek amacıyla icra takibi başlatmasıdır. İspat yükü, takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı-borçlunun üzerindedir (barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/menfi-tespit-davasi-ve-istirdat-davasi-nedir-iik-72.html).