Kanun teklifinde, asliye ceza mahkemelerindeki duruşmalara Cumhuriyet savcısının katılması zorunluluğunun kaldırılması önerilmektedir. Bu değişikliğin gerekçesi nedir ve 'çelişmeli yargılama' ilkesinin ihlal edileceği yönündeki eleştirilere karşı metinde hangi argümanlar sunulmaktadır?
Değişikliğin temel gerekçesi, sulh ceza mahkemelerinin kapatılmasıyla asliye ceza mahkemelerinin iş yükünün artması, savcı sayısının yetersizliği ve savcıların bu duruşmalara katılımının soruşturma dosyalarıyla yeterince ilgilenmelerine engel olmasıdır. Metinde, savcıların asliye ceza duruşmalarına katılmalarının fiiliyatta bir fayda sağlamadığı, yargılamanın hakim tarafından idare edildiği ve bu durumun bir zaman kaybına yol açtığı savunulmaktadır. 'Çelişmeli yargılama' (CMK m. 216) ilkesinin ihlal edileceği eleştirisine karşı ise metinde şu argümanlar sunulmaktadır: 1) Cumhuriyet savcısının hazırladığı iddianame ve deliller zaten yol haritasıdır ve yargılamanın temelini oluşturur. 2) Sanığa iddianame duruşmadan önce tebliğ edildiği için (CMK m. 176) savunma hazırlama imkanı vardır. 3) Birçok davada, şikayetçinin 'katılan' sıfatıyla davaya iştirak etmesi, iddia makamındaki bu eksikliği bir nebze giderebilir. 4) Bu durumun, cumhuriyet savcısı duruşmaya katılmadığı için 'dürüst yargılanma hakkını' ihlal ettiği iddiası doğru değildir. Dolayısıyla, teklifin pratik zorunluluklardan kaynaklandığı ve yargılamanın etkinliğini artıracağı savunulmaktadır (sen.av.tr/tr/makale/hakim-ve-savcilarla-ilgili-kanun-degisikligi-teklifi).