Hukuk Genel Kurulu'nun metinde yer alan kararında, temyizde kesinlik sınırının belirlenmesinde, hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının ayrı ayrı mı yoksa toplamlarının mı dikkate alınması gerektiği tartışılmıştır. Kurulun bu konudaki nihai görüşü ve gerekçesi ne olmuştur?
Hukuk Genel Kurulu, temyizde kesinlik sınırının belirlenmesinde maddi ve manevi tazminat tutarlarının 'toplamlarının' dikkate alınması gerektiğine karar vermiştir. Bu görüşün temel gerekçesi, 'davaların yığılması' (kümülatif dava yığılması - HMK m. 110) kurumudur. Davacı, aynı olaydan kaynaklanan birden fazla talebini (maddi ve manevi tazminat) aynı dava dilekçesinde birleştirdiğinde, görünüşte tek bir dava ve tek bir hüküm mevcuttur. Her ne kadar talepler hukuken bağımsız olsa da, davanın değeri ve buna bağlı olarak harçlar ve kanun yolu sınırı gibi usuli meseleler, taleplerin toplam değeri üzerinden hesaplanır. Kurul, bu durumda taleplerin her birinin ayrı dava olma özelliğini yitirmediğini ancak görünüşte tek bir hüküm bulunduğundan kesinlik sınırının toplam tutar üzerinden belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu nedenle, olayda hükmedilen 1.270,78 TL maddi ve 8.000 TL manevi tazminatın toplamı, direnme kararının verildiği tarihteki kesinlik sınırını aştığı için kararın temyiz edilebilir olduğuna hükmedilmiştir (www.zulkufarslan.av.tr/kamu-gorevlisinin-hizmet-kusuru/).