Bir bilirkişinin, baktığı davada taraflardan birinin hasmı olduğu (yani başka bir davada o tarafa karşı dava açtığı) yargılama sırasında anlaşılırsa, bu durumun hukuki sonucu ne olmalıdır? HMK m. 272 ve ilgili Yargıtay kararı ışığında değerlendiriniz.
Bu durum, HMK m. 272 yollamasıyla hâkimin reddini gerektiren sebeplerden olan 'tarafsızlığından şüpheyi gerektirecek önemli bir sebebin bulunması' (HMK m. 36) kapsamına girer. Bir bilirkişinin, baktığı davadaki taraflardan biriyle hasım olması, onun objektif ve tarafsız davranamayacağına dair ciddi bir şüphe doğurur. Metindeki Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2014/33654 E. sayılı kararında, hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişinin davacı vekili sıfatıyla davalılardan birine karşı dava açtığının anlaşılması üzerine, mahkemenin bu bilirkişinin raporuna itibar ederek karar vermesi 'hatalı' bulunmuş ve 'bozma nedeni' sayılmıştır. Kararda, mahkemenin bu durumu re'sen (kendiliğinden) dikkate alarak bilirkişiyi görevden alması ve yeni bir bilirkişi tayin etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla, böyle bir durumda mahkeme, o bilirkişinin raporunu hükme esas alamaz ve yeni, tarafsız bir bilirkişiden rapor almalıdır (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-272...).