Kilometresi düşürülmüş bir aracın satışında, satıcının bu durumu bilip bilmemesinin (iyi niyetli veya kötü niyetli olmasının), ayıptan doğan temel sorumluluğu ile zamanaşımı süresi üzerindeki etkilerini, TBK m. 219 ve m. 231'i referans göstererek karşılaştırmalı olarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108613

Satıcının bu durumu bilip bilmemesi, ayıptan doğan temel sorumluluğunu etkilemezken, zamanaşımı süresini temelden değiştirir. 1) Temel Sorumluluk: TBK m. 219 uyarınca satıcının ayıptan sorumluluğu 'objektif' bir sorumluluktur. Madde, 'Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.' demektedir. Dolayısıyla, satıcı iyi niyetli olsa ve kilometrenin düşürüldüğünden haberi olmasa dahi, alıcıya karşı ayıplı mal satmaktan dolayı (bedel iadesi, indirim vb.) sorumludur. 2) Zamanaşımı Süresi: TBK m. 231'e göre, ayıptan doğan davalar için genel zamanaşımı süresi, malın devrinden itibaren iki yıldır. Ancak satıcı, ayıbı devretmekte 'ağır kusurlu' ise (ki kilometrenin düşürüldüğünü bilerek satmak tipik bir ağır kusur/hile halidir), bu iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Bu durumda, kötü niyetli satıcıya karşı açılacak davada zamanaşımı süresi, alıcının ayıbı öğrendiği andan itibaren başlayacak olan genel zamanaşımı süresine (on yıl) tabi olabilir veya hile durumunda zamanaşımı hiç işlemeyebilir. Özetle, iyi niyet temel sorumluluğu kaldırmaz ama zamanaşımı süresini sınırlar; kötü niyet ise bu zamanaşımı korumasını ortadan kaldırır.