5271 sayılı CMK'da yapılan değişiklikle temyiz süresi 15 güne çıkarılırken, gerekçeli temyiz dilekçesi (ek dilekçe) verme süresinin 7 gün olarak kalması, uygulamada ne gibi sorunlara yol açmaktadır? AYM'nin Hüseyin Volkan Kurt (2019/42687) kararında bu durum 'mahkemeye erişim hakkı' bağlamında nasıl değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108377

CMK m. 291'deki temyiz süresinin 15 güne çıkarılmasına rağmen, m. 295'teki gerekçeli temyiz dilekçesi verme süresinin 7 gün olarak kalması, uygulamada ciddi bir karmaşa ve hak kaybına yol açmaktadır. Avukatlar dahil birçok hukukçu, 15 günlük genel sürenin gerekçeli dilekçe için de geçerli olduğu yanılgısına düşebilmektedir. Ayrıca, mahkemelerin kararlarında yaptıkları kanun yolu bildirimlerinde bu 7 günlük özel süreye her zaman açıkça yer vermemeleri, bu yanılgıyı pekiştirmektedir. AYM, Hüseyin Volkan Kurt kararında bu durumu Anayasa m. 36'da güvence altına alınan 'mahkemeye erişim hakkı'nın ihlali olarak değerlendirmiştir. AYM'ye göre, Yargıtay daireleri arasında dahi bu sürenin yorumlanmasında bir birlik olmaması, kanunun öngörülebilirliği ilkesini zedelemektedir. Mahkemelerin, kanun yoluna ilişkin süreleri ve şekilleri ilgililere açıkça ve eksiksiz bildirmemesi, yanıltıcı bir işlev görmekte ve mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale teşkil etmektedir. Bu nedenle, eksik bilgilendirme durumunda, 7 günlük sürenin geçirilmesi nedeniyle temyiz talebinin reddedilmesi, mahkemeye erişim hakkının ölçüsüz bir şekilde kısıtlanmasıdır.