5237 sayılı TCK'nın 277. maddesinde düzenlenen 'Yargı Görevi Yapanı, Bilirkişiyi veya Tanığı Etkilemeye Teşebbüs' suçunun oluşabilmesi için failin özel kastının (saik) ne olması gerekir? Eylemin 'iltimas' derecesini geçmemesi durumunda ceza hukuku açısından nasıl bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108364

TCK m. 277'de düzenlenen bu suç, özel saik (amaç) ile işlenebilen bir suçtur. Suçun oluşabilmesi için failin genel kastı, yani hukuka aykırı etkileme eylemini bilerek ve isteyerek yapması yeterli değildir. Ayrıca failin, 'görülmekte olan bir davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla' hareket etmesi gerekir. Bu özel amaç, suçun manevi unsurunun zorunlu bir parçasıdır. Eğer bu özel amaç yoksa, örneğin sadece bir rahatsızlığı dile getirmek veya bir hakkı savunmak amacıyla yapılan bir eylem bu suçu oluşturmaz (Bkz. Yargıtay CGK-K.2021/101). Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, eylemin niteliğine göre bir hafifletme sebebi öngörmüştür. Buna göre, eğer etkilemeye teşebbüs, 'iltimas derecesini geçmediği takdirde' faile daha az ceza verilir (altı aydan iki yıla kadar). 'İltimas', genellikle hatıra binaen, kişisel ilişkilere dayanarak yapılan bir ricada bulunma, kayırma isteme olarak anlaşılmalıdır. Eğer eylem, baskı, tehdit veya nüfuz icrası gibi daha ağır bir müdahale içermiyorsa ve sadece bir rica niteliğindeyse, bu hafifletilmiş hal uygulanır.