Taksirle yaralama suçu ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma (TCK m. 179/3) suçlarının aynı eylemle (örneğin, alkollü araç kullanarak kazaya neden olma) işlenmesi durumunda, fikri içtima kuralları nasıl uygulanır? Yargıtay'ın bu konudaki 'zarar suçu-tehlike suçu' kriterini açıklayınız.
Aynı eylemle hem taksirle yaralama hem de trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçları işlendiğinde, Yargıtay, farklı neviden fikri içtima (TCK m. 44) kurallarını uygularken cezanın ağırlığına değil, 'zarar suçu-tehlike suçu' ayrımına bakar. Taksirle yaralama bir 'zarar suçu'dur, çünkü vücut bütünlüğünün ihlali şeklinde somut bir netice (zarar) meydana gelmiştir. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma ise bir 'tehlike suçu'dur; somut bir zarar meydana gelmese bile, belirli tehlikeli davranışların (alkollü araç kullanma gibi) yapılmasıyla oluşur. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, zarar suçu, tehlike suçunu 'içerir' ve 'tüketir'. Bu nedenle, eğer sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılması mümkünse (örneğin, şikayet şartı gerçekleşmişse), sanık sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılır; ayrıca TCK m. 179/3'ten ceza verilmez. Ancak, taksirle yaralama suçundan cezalandırma mümkün değilse (örneğin, şikayetten vazgeçilmişse), bu durumda failin eylemi cezasız kalmayacak ve TCK m. 179/3'teki tehlike suçundan cezalandırılacaktır (Bkz. Y12. HD 21.11.2017 T, 2016/9983 E., 2017/9090 K.).