Sosyal medyada 'yalan haber yayma' fiilinin ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmesi tartışmalarında, mevcut ceza kanunundaki hangi suç tipleri bu tür eylemleri zaten kapsamaktadır? Yeni bir suç tipi yaratmanın ifade hürriyeti açısından taşıdığı potansiyel riskler nelerdir?
Mevcut Türk Ceza Kanunu'nda 'yalan haber yayma' fiilinin kendisi doğrudan bir suç olarak tanımlanmamıştır. Ancak, yalan haberin içeriğine ve amacına göre mevcut birçok suç tipi bu eylemi kapsayabilir. Örneğin, yalan haber bir kişiye yönelikse 'hakaret' (TCK m. 125) veya 'iftira' (TCK m. 267); halk arasında endişe, korku ve panik yaratma amacı taşıyorsa 'halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit' (TCK m. 213); bir terör örgütünün propagandasını yapıyorsa 'terör örgütü propagandası yapmak' (TMK m. 7/2) gibi suçlar oluşabilir. Yeni ve genel bir 'yalan haber yayma' suçunun yaratılması, ifade ve basın hürriyeti açısından ciddi riskler taşır. Bu risklerin başında, 'yalan' ve 'gerçek' ayrımının objektif kriterlere bağlanmasındaki zorluk ve bu yetkinin kamu otoritesi tarafından muhalif sesleri, eleştirileri ve istenmeyen görüşleri bastırmak için kötüye kullanılma potansiyeli gelir. Böyle bir düzenleme, 'caydırıcı etki' (chilling effect) yaratarak otosansüre yol açabilir ve demokratik toplumun temeli olan çoğulculuğu ve tartışma ortamını zedeleyebilir.