Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/292 K. sayılı kararından sonra, 6111 sayılı Kanun'un meskenlerdeki avukatlık bürolarına geçici olarak izin vermesi, yerel mahkemenin daha önce verdiği 'davanın reddi' kararında direnmesini nasıl etkilemiştir?
Bu durum, yerel mahkemenin direnme kararının hukuki dayanağını ortadan kaldırmıştır. Olayın kronolojisi şöyledir: Yerel mahkeme, yönetim planındaki yasağa rağmen açılan avukatlık bürosu nedeniyle eski hale getirme talebini reddetmiştir. Yargıtay Özel Dairesi, 'yönetim planı önceliklidir' diyerek bu kararı bozmuştur. Yerel mahkeme, ilk kararında direnmiştir. Bu direnme kararı üzerine dosya Hukuk Genel Kurulu'na (HGK) gitmiş ve HGK da Özel Daire gibi düşünerek direnme kararını bozmuştur. Normalde yerel mahkemenin bu son bozma kararına uyması gerekir. Ancak, tam bu aşamada 6111 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Bu yeni kanun, 'davanın derdest olduğu aşamada gerçekleşen bu yasal değişikliğin eldeki davaya etkisinin mahkemesince değerlendirilmesi' gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle HGK, kendi verdiği önceki esasa ilişkin bozma kararını kaldırarak, yerel mahkemenin bu yeni yasal durumu (6111 s. Kanun'u) dikkate alarak yeni bir karar vermesi için, dosyayı 'değişik gerekçelerle' bozmuştur. Yani, yeni kanun, direnme kararının hukuki zeminini sarsmış ve mahkemenin artık eski gerekçelerle direnmesini imkansız hale getirmiştir.