Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/2070 K. sayılı kararında, 'fuhuş suçunun mağdur sayısınca suç oluşturacağı' ilkesi nasıl bir sonuç doğurmuştur? Failin tek bir organizasyon içinde birden fazla mağdura karşı fuhuş suçu işlemesi halinde, TCK m. 43'teki zincirleme suç hükümleri uygulanır mı?
Yargıtay'ın bu kararında benimsediği ilkeye göre, fuhuş suçunun mağduru belirli bir kişi olduğundan, failin eylemi birden fazla kişiye yönelikse, her bir mağdur için ayrı bir fuhuş suçu oluşur. Yani, mağdur adedince suç vardır. Somut olayda bu ilke, sanık hakkında tek bir suçtan mahkumiyet kararı verilmesinin 'eksik ceza tayini' olduğu ve bozulması gerektiği sonucunu doğurmuştur. Mahkemenin, her bir mağdura yönelik eylem için ayrı ayrı TCK m. 227'yi uygulayarak ceza tayin etmesi gerekirdi. Failin, tek bir organizasyon içinde veya aynı suç işleme kararıyla birden fazla mağdura karşı bu suçu işlemesi halinde, TCK m. 43/1'deki 'bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi' şeklindeki zincirleme suç tanımı uygulanmaz. Çünkü burada mağdurlar farklıdır. Bu durum, TCK m. 43/2'deki 'aynı neviden fikri içtima' kuralı kapsamında değerlendirilebilir. Yani, tek bir fiille (örneğin tek bir organizasyonla) birden fazla kişiye karşı aynı suç işlendiği için, faile verilecek ceza TCK m. 43/2 uyarınca artırılmalıdır. Ancak Yargıtay genellikle bu tür durumlarda 'gerçek içtima'yı tercih ederek her mağdur için ayrı bir ceza verilmesini daha doğru bulmaktadır.