Ceza muhakemesinde, mağdurun, suçtan zarar görenin veya malen sorumlu olanların kamu davasına 'katılma (müdahale)' hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olmasının en önemli sonucu nedir?
Katılma hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olmasının en önemli sonucu, bu hakkın kural olarak bir başkası tarafından kullanılamaması, devredilememesi ve miras yoluyla geçmemesidir. Metindeki Yargıtay CGK (2021/244) kararında da vurgulandığı gibi, bu hak kişinin bizzat kendi iradesine tabidir. Bu ilkenin pratik sonuçları şunlardır: 1) Katılanın Ölümü: CMK m. 243 uyarınca, katılan ölürse katılma kendiliğinden hükümsüz kalır. Ancak kanun, mirasçılarına, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılma imkanı tanıyarak bu kurala bir istisna getirmiştir. 2) Temsil: Ayırt etme gücüne sahip bir mağdur adına, onun iradesine aykırı olarak kanuni temsilcisi veya vekili katılma talebinde bulunamaz. Karar, bizzat hak sahibi olan mağdura aittir. 3) Vazgeçme: Katılma hakkından vazgeçme de yine şahsa sıkı sıkıya bağlıdır ve bu iradenin bizzat katılan veya özel yetkili vekili tarafından ortaya konulması gerekir.