Anayasa Mahkemesi'nin Hüseyin Volkan Kurt kararında, CMK'daki temyiz sürelerine ilişkin farklı düzenlemelerin (15 gün ve 7 gün) ve Yargıtay daireleri arasındaki farklı uygulamaların, hukuk devleti ilkesinin hangi alt ilkelerini zedelediği sonucuna varılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108193

Anayasa Mahkemesi, bu kararında, CMK'daki bu karmaşık süre düzenlemesinin ve Yargıtay daireleri arasındaki uygulama farklılıklarının, hukuk devleti ilkesinin (Anayasa m. 2) iki temel alt ilkesini zedelediği sonucuna varmıştır: 1) Hukuki Belirlilik İlkesi: Bu ilke, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını gerektirir. Temyiz için 15 günlük genel süre ile 7 günlük gerekçe sunma süresinin farklı olması, mahkeme kararlarında bu 7 günlük sürenin ihtar edilmemesi ve Yargıtay dairelerinin bu konudaki farklı yorumları, kanun yoluna başvuracak kişiler için kuralları 'belirsiz' hale getirmektedir. 2) Hukuki Güvenlik ve Öngörülebilirlik İlkesi: Hukuki güvenlik, bireylerin devlete ve hukuk kurallarına güven duyabilmesini, hukuki durumlarının ve eylemlerinin sonuçlarının 'öngörülebilir' olmasını gerektirir. Uygulamadaki yeknesaklık olmaması, bir başvurucunun temyiz talebinin kabul edilip edilmeyeceğinin hangi Yargıtay dairesine düştüğüne göre değişmesi gibi bir sonuç doğurarak, sistemi öngörülemez kılmakta ve bireylerin hak arama özgürlüğünü kullanırken devlete olan güvenini sarsmaktadır. AYM, bu belirsizliğin mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğuna karar vermiştir.