Bir trafik kazası sonucu açılan taksirle yaralama davasında, sanığın eyleminin asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Ancak mağdur, yargılama sırasında şikayetinden vazgeçmiş ve sanık da bu vazgeçmeyi kabul etmiştir. Bu durumda, sanık hakkında açılan kamu davasının akıbeti ne olur? (Y12. HD 2017/9090 K. örneği üzerinden düşününüz.)
Taksirle yaralama suçu, kural olarak TCK m. 89/5 uyarınca şikayete bağlı bir suçtur. Şikayet, bir kovuşturma şartıdır. Yargılama sırasında mağdurun şikayetinden vazgeçmesi ve sanığın da bu vazgeçmeyi kabul etmesi halinde, kovuşturma şartı ortadan kalkar. Bu durumda mahkeme, CMK m. 223/8 uyarınca, davanın esasına girmeden 'düşmesine' karar verir. Ancak, metindeki Yargıtay kararında olduğu gibi, eğer sanığın eylemi aynı zamanda şikayete tabi olmayan başka bir suçu (örneğin TCK m. 179/3'teki alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye sokma) oluşturuyorsa, durum değişir. Taksirle yaralama suçundan açılan dava şikayetten vazgeçme nedeniyle düşse bile, mahkeme, şikayete tabi olmayan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan yargılamaya devam etmek ve bu suçtan bir hüküm kurmak zorundadır. Yargıtay, bu gibi durumlarda taksirle yaralama davasının düşmesine, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise mahkumiyet hükmü kurulmasına karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir.