Kilometresi düşürülmüş bir aracın satışından kaynaklanan ayıptan sorumluluk davasında, görevli mahkeme hangi duruma göre belirlenir? Alıcının ve satıcının sıfatları bu belirlemede nasıl bir rol oynar?
Görevli mahkemenin belirlenmesinde kilit rolü, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, yani bir 'tüketici işlemi' olup olmadığı oynar. Bu da alıcının ve satıcının sıfatlarına bağlıdır. İki temel senaryo vardır: 1) Görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemesi Olduğu Durum: Eğer satıcı, ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden bir kişi veya şirket ise (örneğin oto galerisi, araç kiralama şirketi, bu işi meslek edinmiş bir tüccar) ve alıcı da bu aracı ticari veya mesleki olmayan amaçlarla (kişisel kullanım için) satın alan bir gerçek veya tüzel kişi ise, bu işlem 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında bir 'tüketici işlemi'dir. Bu durumda, uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkeme 'Tüketici Mahkemesi'dir. 2) Görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi Olduğu Durum: Eğer satıcı, bu işi mesleki olarak yapmayan, kendi özel aracını satan bir birey ise (sahibinden satış) veya alıcı aracı ticari bir amaçla satın alıyorsa, ortada bir tüketici işlemi yoktur. Bu durumda uyuşmazlık, genel hükümlere (Türk Borçlar Kanunu) tabidir ve davaya bakmakla görevli mahkeme genel görevli mahkeme olan 'Asliye Hukuk Mahkemesi'dir.