5271 sayılı CMK'nın 261. maddesi, bir avukatın, vekilliğini veya müdafiliğini üstlendiği kişinin 'açık arzusuna aykırı' kanun yoluna başvuramayacağını düzenlemektedir. Bu kural, kamu davasına katılma talebinde bulunmayan bir mağdurun vekilinin temyiz hakkı açısından nasıl bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108177

CMK m. 261'deki bu kural, avukatın yetkisinin, temsil ettiği kişinin iradesiyle sınırlı olduğunu vurgular. Asıl hak sahibi olan müvekkilin iradesi, vekilin iradesinden üstündür. Bu ilke, kamu davasına katılma ve kanun yoluna başvurma hakkı açısından şu sonucu doğurur: Bir mağdurun kanun yoluna (istinaf/temyiz) başvurabilmesi için öncelikle kamu davasına 'katılan' sıfatını almış olması gerekir (CMK m. 234). Eğer mağdur, duruşmalardan haberdar edildiği halde katılma talebinde bulunmamışsa, bu durum onun davaya taraf olmak istemediği yönünde zımni bir irade beyanı olarak kabul edilebilir. Mağdur 'katılan' sıfatını almadığı için, kanun yoluna başvurma hakkı da doğmamıştır. Hakkı doğmayan bir asil adına, onun vekili olan avukatın kanun yoluna başvurması mümkün değildir. Avukatın yetkisi, müvekkilinin sahip olduğu haklar çerçevesinde kullanılabilir. Dolayısıyla, katılma talebinde bulunmayarak bu yönde bir irade göstermeyen mağdurun vekilinin, onun adına temyiz başvurusunda bulunması, hem müvekkilin kanun yolu hakkı olmadığı için hem de CMK m. 261'deki ilkeye aykırı düşeceği için hukuken mümkün değildir ve temyiz istemi reddedilir.