Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarla ilgili bir yasal düzenleme yapılırken, 'ifade hürriyeti' ile 'kamu yararı/düzeni' arasında kurulması gereken denge açısından 'ölçülülük' ilkesi ne anlama gelmektedir?
Anayasa m. 13'te de güvence altına alınan 'ölçülülük' ilkesi, temel hak ve hürriyetlere yapılacak sınırlamaların bir sınırını ifade eder. Bu ilke üç alt unsurdan oluşur: 1) Elverişlilik: Getirilen sınırlamanın, ulaşılmak istenen meşru amaca (örneğin kamu düzenini korumak, yalan haberin yayılmasını önlemek) ulaşmaya elverişli bir araç olması gerekir. 2) Gereklilik (Zorunluluk): Sınırlamanın, amaca ulaşmak için 'zorunlu' olması, yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılamıyor olması gerekir. Eğer daha az kısıtlayıcı bir tedbirle aynı sonuç elde edilebiliyorsa, daha ağır olan tedbir 'gerekli' değildir. 3) Orantılılık (Oran): Sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir denge bulunmalıdır. Temel hakka yapılan müdahalenin ağırlığı, elde edilecek kamu yararından daha fazla olmamalıdır. Sosyal medya düzenlemeleri bağlamında, örneğin ifade hürriyetini tamamen ortadan kaldıran veya aşırı caydırıcı nitelikte olan, ağır hapis cezaları öngören bir düzenleme, kamu düzenini koruma amacına göre 'orantısız' bir müdahale olarak kabul edilebilir ve ölçülülük ilkesini ihlal eder.