TCK m. 277 kapsamında 'yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs' suçu ile TCK m. 265 kapsamındaki 'görevi yaptırmamak için direnme' suçu arasındaki temel ayrım, failin kastı (amacı) açısından nasıl yapılmalıdır? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (K.2021/101) bu konudaki ölçütünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108145

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021/101 sayılı kararında belirttiği üzere, bu iki suç arasındaki temel ayrım failin özel kastında (amacında) yatmaktadır. TCK m. 277'deki 'Yargı Görevi Yapanı Etkilemeye Teşebbüs' suçunun oluşabilmesi için failin amacının, 'görülmekte olan bir davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla, taraflardan biri lehine veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar verilmesini veya işlem tesis edilmesini sağlamak' olması gerekir. Yani amaç, yargılamanın sonucunu etkilemektir. TCK m. 265'teki 'Görevi Yaptırmamak İçin Direnme' suçunda ise failin amacı, yargı görevi yapan kamu görevlisinin (hakim, savcı, avukat) o anki veya gelecekteki görevini yapmasını 'engellemektir'. Amaç, kararın içeriğini değiştirmekten ziyade, görevin ifasını cebir veya tehditle durdurmak veya zorlaştırmaktır. Somut olayda, avukata 'davayı takip etme, yoksa sana zarar veririm' demek, davanın sonucunu lehe çevirmeye değil, avukatın savunma görevini yapmasını engellemeye yönelik olduğu için eylem, TCK m. 265/2 kapsamında (yargı görevi yapana karşı işlenmesi nitelikli haldir) görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturur.