Bir idari işlemin iptali talebiyle açılan davada, İYUK'ta düzenlenen ivedi yargılama usulüne tabi bir uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi kararında kanun yolu olarak 'istinaf' yanlış gösterilmişse ve davacı bu yola başvurmuşsa, bu başvurunun akıbeti ne olur? Sürelerin hesaplanmasında hangi kural esas alınır? (Danıştay 13. Daire, 2017/1443 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108143

Metindeki Danıştay 13. Daire kararına göre durum şöyledir: İhale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar, İYUK m. 20/A uyarınca 'ivedi yargılama usulü'ne tabidir ve bu usulde verilen nihai kararlara karşı kanun yolu 'temyiz'dir ve süresi 15 gündür. İstinaf yolu kapalıdır. Eğer ilk derece mahkemesi, kararında kanun yolunu yanlışlıkla 'istinaf' olarak göstermişse, bu durum sürenin işlemesine engel teşkil etmez. Dava açma veya kanun yoluna başvurma süreleri kamu düzenindendir ve mahkemenin yanlış göstermesi bu niteliği değiştirmez. Davacı, yanlış gösterilen 'istinaf' yoluna başvurduğunda, Bölge İdare Mahkemesi 'görevsizlik' kararı vererek dosyayı temyiz incelemesi için Danıştay'a gönderir. Sürelerin hesaplanmasında ise, mahkemenin kararda belirttiği '15 günlük' süre esas alınır. Davacı, bu 15 günlük yasal süre içinde kanun yoluna başvurmak zorundadır. Somut olayda davacı, kararda belirtilen 15 günlük süreyi de geçirdikten sonra istinaf başvurusunda bulunduğu için, Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi'nin gönderme kararı üzerine yaptığı incelemede, temyiz istemini 'süre aşımı' nedeniyle reddetmiştir.