Apartman yönetimi ile kat malikleri arasındaki ilişkinin hukuki niteliği maddi hukuk ve usul hukuku açısından nasıl bir farklılık gösterir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 5.4.2017 tarihli, 2017/1-1282 E. sayılı kararı ışığında, yönetimin üçüncü bir kişiyle yaptığı sözleşmeden doğan bir alacak davasında, alacaklının doğrudan bir kat malikine dava açması neden usul ekonomisi ilkesine aykırıdır?
Metindeki Yargıtay HGK kararına göre, apartman yönetimi ile kat malikleri arasındaki ilişki ikili bir yapıya sahiptir. Maddi hukuk açısından bu ilişki, Türk Borçlar Kanunu anlamında bir 'vekalet' ilişkisidir. Yönetici, kat maliklerinin vekili olarak hareket eder ve yaptığı işlemler (sözleşmeler) kat malikleri adına ve hesabına hukuki sonuç doğurur. Ancak, Usul Hukuku açısından durum farklıdır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK), apartman yönetimine, kanundan doğan görevleri kapsamında, tüzel kişiliği olmasa da 'aktif ve pasif dava ehliyeti' tanımıştır. Bu, özel bir yasal düzenlemedir. Yargıtay'a göre, uyuşmazlığın çözümünde bu usuli düzenleme önceliklidir. Bu nedenle, yönetimin görev alanına giren bir sözleşmeden doğan davada usuli muhatap, tek tek kat malikleri değil, 'apartman yönetimi'dir. Alacaklının her bir kat malikine ayrı ayrı dava açması, aynı hukuki sebepten kaynaklanan bir uyuşmazlık için onlarca davanın açılmasına yol açacaktır. Bu durum, yargının iş yükünü gereksiz yere artıracak, birbiriyle çelişkili kararların çıkmasına neden olabilecek ve uyuşmazlığın çözümünü zorlaştıracaktır. İşte bu nedenlerle, tek bir dava ile çözülebilecek bir konuda her kat maliki için ayrı dava açılması, CMK'da da temel bir ilke olan 'usul ekonomisi' ilkesine açıkça aykırıdır.