Bir trafik kazası sonucu hem taksirle yaralama (TCK m. 89) hem de trafik güvenliğini tehlikeye sokma (TCK m. 179/3 - alkollü araç kullanma) suçlarının birlikte işlenmesi durumunda, Yargıtay'ın içtihatlarına göre sanık hangi suçtan cezalandırılmalıdır? Bu belirlemede hangi kriter esas alınır?
Metindeki Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/9090 K. sayılı kararında belirtilen yerleşik içtihada göre, bu durumda sanık sadece 'taksirle yaralama' suçundan cezalandırılmalıdır. Yargıtay, bu iki suçun bir arada işlenmesi halinde, hangi suçtan ceza verileceğini belirlerken kanunda öngörülen cezaların ağırlığını değil, 'zarar suçu - tehlike suçu' kriterini esas almaktadır. Taksirle yaralama, neticesi (yaralanma) gerçekleşmiş bir 'zarar suçu'dur. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma ise, somut bir zarar doğmasa bile, tehlike yaratan bir hareketin cezalandırıldığı bir 'tehlike suçu'dur. Ceza hukukunun genel ilkelerinden olan 'fikri içtima' (TCK m. 44) ve 'tali norm-asli norm' ilişkisine göre, bir fiil hem tehlikeye hem de zarara yol açmışsa, fail sadece daha ağır neticeyi içeren 'zarar suçu'ndan sorumlu tutulur. Tehlike suçu, zarar suçunun içinde erir ve ayrıca cezalandırılmaz. Bu nedenle, sanık sadece taksirle yaralama suçundan ceza alır, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise 'karar verilmesine yer olmadığına' karar verilir. Ancak, eğer taksirle yaralama suçunun kovuşturma şartı olan şikayet yoksa, o zaman sanık TCK m. 179'daki tehlike suçundan cezalandırılır.