Bir kimsenin, kendisi hakkında devam eden bir ceza davasında, davaya bakan hakime noter aracılığıyla 'ihtarname' çekerek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmesi eylemi, TCK m. 277'deki 'yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs' suçunu oluşturur mu? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nasıldır?
Metinde yer alan Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/104 sayılı (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilme) kararında bu konu tartışılmıştır. Dairenin önceki bozma kararındaki gerekçesine göre bu eylem, TCK m. 277'deki suçu oluşturmaz. Yargıtay'ın bu yaklaşıma göre gerekçeleri şunlardır: 1) Eylemin Niteliği: Noterden ihtarname çekmek, TCK m. 277'de sayılan 'emir vermek, baskı yapmak, nüfuz icra etmek' gibi ağır ve hukuka aykırı bir etkileme yöntemi değildir. Bu, hukuki bir talebin, alışılmadık da olsa, resmi bir yolla iletilmesidir. 2) Hukuka Aykırılık Unsuru: Bir fiilin suç oluşturabilmesi için hukuka aykırı olması gerekir. Dava sırasında tarafların iddia ve savunma dokunulmazlığı bulunmaktadır. Hakime ihtarname çekmek, usul hukukunda öngörülen bir yol olmasa da, hukuk düzenince kesin olarak yasaklanmış bir eylem değildir. Bu nedenle, suçun 'hukuka aykırı olarak etkileme' unsuru gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla Yargıtay, bu tür bir eylemin, suçun maddi ve manevi unsurlarını oluşturmadığı ve beraat kararı verilmesi gerektiği görüşündedir.