Sosyal medya üzerinden yayılan ve 'yalan haber' olarak nitelendirilebilecek bir paylaşımın suç sayılabilmesi için, ceza hukukunun 'kanunilik' ilkesi (Anayasa m. 38, TCK m. 2) açısından ne gibi zorluklar bulunmaktadır?
Metinde bu zorluklar şu şekilde ele alınmıştır: 'Yalan haber' kavramının kendisi son derece soyut ve belirsizdir. 'Kanunilik' ilkesi, hangi eylemin suç olduğunu, sınırlarının ne olduğunu ve hangi yaptırıma tabi tutulacağını kanunda açık, net ve öngörülebilir bir şekilde tanımlanmasını gerektirir. 'Yalan haber yayma' adıyla bir suç tipi ihdas edilmesi durumunda şu sorular ortaya çıkar: 1) Yalanın Ölçütü Ne Olacak?: Bir haberin veya iddianın 'yalan' olduğuna kim, hangi kritere göre karar verecek? Eleştiri, yorum, hiciv, abartı veya farklı bir bakış açısı ile kasıtlı yalan nasıl ayırt edilecek? 2) Kast Unsuru: Paylaşımda bulunan kişinin, haberin yalan olduğunu bilerek ve yayma kastıyla hareket ettiği nasıl ispatlanacak? 3) Kamu Düzeni ve Çoğulculuk: Bu tür bir suç tanımı, demokratik bir toplumda muhalif görüşlerin, iktidarı rahatsız eden eleştirilerin ve kamuoyunda tartışma yaratan iddiaların 'yalan haber' denilerek baskı altına alınması için bir araç olarak kullanılma riski taşır. Bu belirsizlikler, 'kanunilik' ilkesinin temel güvenceleri olan belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini zedeleme potansiyeline sahiptir.