Kat malikleri kurulu toplantı çağrısı usulüne uygun yapılmamışsa (örneğin taahhütlü mektupla gönderilmemişse), bu toplantıda alınan kararların hukuki akıbeti ne olur? Bu kararlar 'geçerli' midir, 'yok' hükmünde midir, yoksa 'iptal edilebilir' nitelikte midir?
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, toplantı çağrısının usulüne uygun yapılmamış olması, toplantıda alınan kararları doğrudan 'yok' hükmünde kılmaz. Bu durum, kararın 'iptal edilebilir' nitelikte olmasına yol açan bir butlan (sakatlık) sebebidir. Yani, karar kendiliğinden geçersiz değildir. Ancak, çağrı usulündeki bu aykırılık nedeniyle toplantıya katılamayan ve bu nedenle iradesini yansıtamayan bir kat maliki, KMK m. 33'te öngörülen sürelere (kararı öğrenmeden itibaren 1 ay, her halde 6 ay) uyarak Sulh Hukuk Mahkemesi'nde kararın iptali için dava açabilir. Mahkeme, çağrı usulüne uyulmadığını tespit ederse, alınan kararı iptal edecektir. Kararın 'yok' hükmünde sayılması, ancak toplantının kanunda öngörülen asgari toplantı veya karar yeter sayılarına hiç ulaşılamadan yapılması gibi çok daha ağır, kurucu unsurlardaki eksiklikler halinde söz konusu olur.