Bir hukuk davasında, tarafların HİGŞ gibi bir standart şartnameye atıf yaparak, uyuşmazlığın çözümünde belirli bir prosedürün izleneceğini kararlaştırmaları, HMK m. 193/2'de belirtilen 'ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir' kuralı kapsamında değerlendirilebilir mi?
Bu durum, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/207 E. sayılı kararında tartıştığı HİGŞ m. 42'deki düzenleme, hakedişlere itiraz yolunu kapatmamakta, sadece bu itirazın nasıl (dilekçe ve şerh ile) ve ne zaman (10 gün içinde) yapılacağına dair bir usul belirlemektedir. Yargıtay, bu tür bir prosedür belirlemenin, tacir olan bir yüklenici için ispat hakkını imkansız kılmadığı veya fevkalade güçleştirmediği, aksine uyuşmazlıkların çözümünü öngörülebilir bir çerçeveye oturttuğu sonucuna varmıştır. Dolayısıyla bu delil sözleşmesi geçerli kabul edilmiştir. Ancak, eğer bir delil sözleşmesi, taraflardan birinin (genellikle ekonomik olarak daha zayıf olanın) hak aramasını fiilen ortadan kaldıracak şekilde, örneğin ispat için ulaşılması imkansız bir delile dayanmayı zorunlu kılıyor veya aşırı kısa, makul olmayan süreler öngörüyorsa, bu durumda HMK m. 193/2 uyarınca geçersiz sayılması gündeme gelebilir. Anahtar kriter, sözleşmenin hak arama özgürlüğünü fiilen ortadan kaldırıp kaldırmadığıdır.