TCK m. 227 kapsamında fuhuş suçuna ilişkin yürütülen bir soruşturmada, polis memurlarının 'müşteri' rolüne girerek delil elde etmesi hukuka uygun mudur? Bu yolla elde edilen delillerin akıbeti hakkında Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin farklı kararlarını (K.2024/1101 ve K.2024/892) karşılaştırarak analiz ediniz.
Bu konuda Yargıtay içinde farklı görüşler ve kararlar bulunmaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2024/1101 K. sayılı kararında, adli kolluğun suçüstü yapmak amacıyla müşteri gibi davranarak sanığın evine gitmesi ve sanığın para karşılığı fuhuş için kadın temin etmesi üzerine yakalama yapmasıyla elde edilen delillerin hukuka uygun olduğu ve mahkumiyete esas alınabileceği kabul edilmiştir. Bu kararda, eylem 'suçüstü' hali olarak değerlendirilmiştir. Ancak, aynı Daire'nin daha yeni tarihli gibi görünen 2024/892 K. sayılı kararında ise tam tersi bir sonuca varılmıştır. Bu karara göre, polisin müşteri gibi davranarak delil toplaması, CMK m. 140'ta düzenlenen 'gizli soruşturmacı' kurumunun şartlarına tabidir. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, ancak kanunda sayılan katalog suçlar için, hakim kararıyla ve Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle mümkündür. Fuhuş suçu bu katalogda yer almaz. Dolayısıyla, usulüne uygun bir gizli soruşturmacı görevlendirmesi olmadan, polisin kendiliğinden müşteri rolüne girerek elde ettiği deliller (sanığın ikrarı, pazarlık anı vb.) 'hukuka aykırı delil' niteliğindedir ve CMK m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamaz. Bu ikinci karar, delil yasakları ve kanunilik ilkesi açısından daha güvenceli bir yaklaşımı yansıtmaktadır.