CMK m. 100/3'te yer alan 'katalog suçlar' karinesinin tutuklama kararlarındaki rolü nedir? Anayasa Mahkemesi ve İHAM'ın, sadece bu karineye dayanılarak verilen tutuklama kararlarına ilişkin yaklaşımını, 'gerekçe' ve 'kişi hürriyeti' bağlamında analiz ediniz.
CMK m. 100/3, fıkrada sayılan belirli suçların (katalog suçlar) işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa, tutuklama nedenlerinden olan 'kaçma, delilleri karartma' şüphesinin varsayılabileceğine dair kanuni bir karine oluşturur. Uygulamada bu karine, sulh ceza hakimlikleri tarafından tutuklama nedenlerinin varlığını ayrıca somut olgularla gerekçelendirme yükümlülüğünden kurtulmak için sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak, Anayasa Mahkemesi (örneğin Engin Demir, Mehmet Onur Artar, Ferhat Azankar kararları) ve İHAM (örneğin Buzadji/Moldova kararı), bu yaklaşıma karşı çıkmaktadır. Her iki yüksek mahkemeye göre de, bir suçun katalog suçlardan olması, mahkemeyi tutuklama nedenlerinin (kaçma, delil karartma tehlikesi) varlığını somut olgularla ve kişiselleştirilmiş gerekçelerle ortaya koyma yükümlülüğünden muaf tutmaz. Sadece suçun katalogdan olmasına atıf yaparak verilen, basmakalıp ifadeler içeren tutuklama kararları, 'ilgili ve yeterli gerekçe' standardını karşılamaz ve Anayasa m. 19 ile İHAS m. 5'te güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal eder. Kısacası, kanuni karineye rağmen, tutuklama nedenlerinin her somut olayda, şüphelinin kişisel durumu da dikkate alınarak somut delillerle ispatlanması gerekir.